
Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi 13 dalda Oscar Adayı, başrollerinde Brad Pitt ,Cate Blanchett,Julia Ormond gibi populer oyuncuların rol aldığı, konusu farklı bir film.
F.Scott Fitzgerald’ın 1920′ lerde yazdığı kitaptan uyarlama bir film.Seksenli yaşlarında doğan ve geriye doğru yaşlanan bir adamın öyküsü…
Film, bu farklı adamın yaşadığı serüven içinde karşısına çıkan kişilerin ve yerlerin , bulduğu ve kaybettiği aşkların öyküsünü, hayatın keyifleri ve hüznünve zamanın ötesine uzanan sevgileri konu alıyor .
oyuncular: Brad Pitt,Cate Blanchett,Julia Ormond,Tilda Swinton
senaryo:Eric Roth
yönetmen: David Fincher
tür: Dram
vizyon tarihi:06.02.2009

5 Comments
Bu benim gerçekten merak ettiğim bir film. Bakalım umduğum gibi olacak mı?
Çoook uzun ama güzel bir filmdi. İsminin de vurgulandığı gibi Benjamin’in gerçekten tuhaf bi hikayesi var.
Bana Can Yücel’in şu yazısını hatırlattı(Hayata Tersten Başlamak):
Yasamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak
Daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami’de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içersinde,
Herkes karşınızda saf durmuş,
iyiliginize dua ediyor
ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz,
yasli, olgun ve agirbasli olarak.
Herkes etrafinizda, büyük bir itibar,
iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor,
aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne güzel, hazir maas, hazir ev…
Altmisli yaslara kadar hersey garanti,
huzur içinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikçe düzeliyor,
kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Birgün çalismak istiyorsunuz
ve ise ilk basladiginiz gün
size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket
ve altin kol saati veriyor patronunuz..
ve Genel Müdürlük veya
bunun gibi yüksek bir makamdan,
tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.
Herkes karsinizda elpençe divan…
Vücudunuzda da bazi hoşa giden hareketler de basliyor.
Gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz.
Diger hormonal aktiviteler artiyor,
fevkalade…..Aman ne güzel günler basliyor…
Derken birgün patron size
artik Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
bu arada Babaniz ortaya çikmis,
“fazla çalistin” diyor.
“artik eve dön, isi birak,
okumaya basla, harçiligin benden olsun…”
Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem basliyor.
Partiler, Diskotekler,Kizlarin sayisi artiyor.
Derken Anne ve Babaniz sizi götürüp getirmeye basliyor,
araba kullanma derdi de yok artik…
Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar,
“evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna” diyorlar…
Mamaniz agziniza veriliyor,
zaman zaman altinizi bile temizliyorlar,
hatta bu durum aliskanli yaratiyor
ve hiç tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.
Derken Anneniz birgün size süt verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli dönem basliyor.
Mama artik her yerde,
her an ve en taze seklinde hazir.
Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için agzinizi açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor,
sicacik, yumusacik,
gürültü ve patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor,
ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.
Ve günün birinde müthis keyifli bir orgazm ile hayatiniz
bitiyor….
Ooo, o zaman senaryo çalıntı bile diyebiliriz:))))))
hayat böyle kolay olsaydı
)
calculus ve sek paylaşımlarınız için teşekkürler…
Senaryoya çalıntı diyemeyiz çünkü Benjamin’in garip hikayesi daha önceleri yazılmış. Yanlış hatırlamıyorsam 1930′larda yazılmaya başlanmış.